22 Aralık 2017 Cuma

Bitcoin’in Ekonomi Politiği (2) – Kullanım Değeri ve Bitcoin

Bitcoin’i, onun nasıl bir evrim geçireceğini, ne gibi sonuçları olacağını biraz olsun anlayabilmek için yeni bir kıtaya ayak bastığımız varsayımından hareket etmemiz gerekiyor. Hatta buranın yeni bir kıta mı, yoksa bildiğimiz kıtaların ta kendisi mi olduğunu anlayabilmek için de böyle davranmak gerekiyor
İnternet bir kıyaslama sağlayabilir.
İnternet ilk çıktığında onun bugün hayatımızda taşıyacağı önemi vs. keza internet sayesinde var olan Google’u, dolayısıyla Big Data’nın önemini. Big Data’nın yapay zekaları geliştirmek için gerekliliğini ve önemini, dolayısıyla bugün kendimizi birden bire tarihteki en büyük teknolojik ve sosyolojik değişikliklerin arifesinde bulacağımızı tahmin bile edemezdik.
Ve bütün bunlar topu topu yirmi yılda oldu.

İşte gerek Blockchain (Blok Zinciri) Teknolojisi, gerek bizzat bu teknolojiye dayanan Bitcoin benzer durumdadır, yeni bir kıta gibidir.
Analojiyi sürdürürsek, gerekli değişiklikler yapıldığında ortaya çıkaracağı sonuçlar bakımından Blockchain İnternet’e, Bitcoin internette surf yapmamızı sağlayan http protokolüne veya tarayıcılara benzer. Tarayıcılar bilgiyi herkes için ulaşılabilir kıldı ve merkezsizleştirdi.
Blockchain esas olarak “Bir Devrimin Eşiğinde” bahsinde ele alınacaktır.
Bitcoin’in Ekonomi Politiği” başlıklı bu seride ise, Bitcoin’e bağlı olarak, onu mümkün kılan bir teknoloji olması itibarıyla değinilmekle yetinilecektir.
*
Tabii burada en başta kavramsal kullanımlara ilişkin bir açıklama yapmak gerekiyor.
Bitcoin derken, aslında genel olarak Kripto (Şifreli) Paralar veya daha alışılmış deyimle dijital paraları kast ediyoruz. Biz buna kısaca Bitcoin diyeceğiz. Hani nasıl, tıraş bıçağı yerine onun bir markası olan Jilet, Türkçede benimsenmiştir öyle.
Bugün var olan Bitcoin isimli olanın mı yoksa bugün sayıları 1500’ü geçtiği söylenen diğerlerinden (Dijital paralar eko sisteminden) birinin veya birkaçının mı ayakta kalabileceği ortadadır.
Bugün en bilineni ve ilk çıkanı Bitcoin. Ama pek ala başka biri onun yerini alabilir.
Örneğin ilk başta birçok başka arama motorları vardı, Yahoo bunlardan en bilineniydi. Ama şimdi neredeyse bir tek Google kaldı.
Bu durumu, canlıların tarihindeki Kambriyen Patlama’ya benzetebiliriz. O zamana kadar esas olarak tek hücreli olan canlılar, birden bire çok hücreli ve karmaşık organizmalar olmuşlar saldırı ve savunma araçları geliştirmişler, tamamen farklı yapılar üzerinden “deneyler” yapmışlardır.
Bu dönemde canlı türleri, çok farklı temellerde ve yapılarda adeta patlarcasına çoğalmıştır. Ama bugün bunlardan sadece birkaçının yapısı ayakta kalabilmiştir. Örneğin biz bütün omurgalılar o patlamada hiç de yeri öyle önemli görünmeyen bir türden geliyoruz. Diğerlerinin ise, dönemlerinde çok daha başarılı görünmelerine rağmen, soyları tükenmiş bulunuyor.
Teknik olarak en ileri olanın başarılı olacağı diye bir kural da yok.
Stephan Jay Gould, buna, aynı kaseti tekrar çaldığımızda aynı şarkının çalacağının bir garantisi de yok diyordu.
Modern tarihten bir örnek verelim.
Biliniyor VHS ve Betamax videoda iki farklı standarttı. Ve bunlardan daha gelişmiş olanı Betamax’tı ama o tutmadı.
Çünkü bu gibi süreçlerde belli bir kritik kütle geçildikten sonra bir değişim pek mümkün olmamaktadır. Savaşın sonucu belirleyen de teknik üstünlükte ziyade başka bağlantılar vs.dir.
Bir başka örnek bugünkü İngilizce klavyelerdeki harflerin yerleridir. Bunlar ilk daktilo icat edilirken kimi harfler birbirine takılmasın diye belirlenmiştir. Sonra teknik gelişip böyle bir zorunluluk ortadan kalkmasına rağmen, bugünkü süper modern bilgisayar klavyeleri bile en küçük bir rasyonalitesi bile bulunmayan diziliştedirler. (Türkiye’de bu konuda istisnai olarak son derece rasyonel F Klavye var ama yeni kuşak onu bilmiyor ve kullanmıyor.)
Bitcoin’in de, muhtemelen ilk olduğu için biraz eski bir tekniğe dayandığı için başarısız olacağını öngörenler var.
Ancak hiç de beli olmaz. Bir kere benimsenmesi belli bir kritik kütleyi aşınca ve belli yenileştirmeler yapılınca bugünkü egemen konumunu koruyup ayakta kalan o olabilir.
Ya da Bitcoin ve daha birkaçı bir arada yaşayabilirler. Bunlar hepsi ucu açık konular.
Biz analizi sadeleştirmek için, bu gibi sorunları yok var sayıyoruz.
Tabii spekülasyon yapanlar için bunlar önemlidir. Ama biz olayın özünü anlamaya çalışıyoruz.
Bitcoin ya da Litecoin ya da Ripple vs. olmuş, bunların bizim analizimiz açısından bir önemi bulunmuyor.
Bu yeni kıtayı anlayabilmek için olguları olabildiğince sadeleştirmek gerekiyor. Bu nedenle de bu yazı dizisinin başlığı “Bitcoin’in Ekonomi Politiği”. Bitcoin Bitcoin değildir. Kripto Para yerine kullanılmaktadır. Bir soyutlamadır.
*
Aynı sadeleştirme ya a soyutlamayı Para bahsinde de yapmak gerekiyor.
Para olarak, altını para meta olarak ele alacağız.
Altın karşılığı olan kağıt parayı, karşılığı olmayan itibari parayı (Fiat Money), banka kredilerini, “Jiral Geld”i vs. şimdilik hiç sorun etmeyeceğiz.
Öncelikle işin özünü çözmek gerekiyor. İşin özü çözülünce bu gibi sorunlar daha kolay çözülebilir.
O halde, Bitcoin’in ne olduğunu ve ne olacağını anlamak için en temel kavramların ışığında onu anlamaya çalışmalı.
Ama aynı zamanda en temel kavramları da daha iyi ve dakik olarak anlamak ve tanımlamak için de onlara Bitcoin’in ışığında bakmalı.
Biz bir Marksist olarak, Bitcoin olgusunu açıklayacak ve geleceğini biraz olsun öngörebilmeyi sağlayacak, en azından genel eğilimi tespit etmeyi sağlayacak kavramların Marksizmde olduğunu düşünüyoruz.
Bu nedenle Bitcoin’i öncelikle en temel Marksist kavramlar açısından ele almaya aynı zamanda bu en temel kavramları da Bitcoin olgusu ışığında daha net ve dakik olarak tanımlamaya çalışacağız.
Bu nedenle ta en temel kavramlara gitmemiz gerekiyor. Marks’ın Kapital’inin ilk bölümlerine.
*
Ekonomi politiğin konusu, iki insan veya iki kabile iki ürünü birbiriyle değiştirdikleri, yani ürünler birer metaya, değişim değerine dönüştüğü anda başlar.[1]
Yani ekonomi politiğin konusu değişim değeri kısaca değer ve onun geçirdiği değişimlerdir.
Her meta ya da değişim değeri bir ihtiyacı giderir, bir yararlılığı vardır.
Buna Kullanım Değeri denir.
Meta, her şeyden önce, taşıdığı özelliklerle şu ya da bu türden insan ihtiyaçlarını gideren dışsal bir nesne, bir şeydir. Bu ihtiyaçların doğası, söz gelişi, mideden mi yoksa hayallerden mi kaynaklandıkları, hiçbir değişikliğe yol açmaz.[2]
Bir şeyin yararlılığı onu Kullanım Değeri haline getirir.”
Yararlı olan her şey, pek çok özelliğin bir bütünüdür ve bundan dolayı çeşitli bakımlardan yararlı olabilir. Şeylerin farklı yönlerini ve dolayısıyla çok sayıdaki kullanım biçimlerini ortaya çıkarmak tarihin işidir.”
“Metaların kullanım değerleri, bir başka disiplinin, meta bilgisinin malzemesini sağlar.”
Toplumda, insanların metaların yararlılıkları hakkında bir bilgileri olduğu varsayılır[3].
O halde Marks’ın vurguladığı gibi malların Kullanım Değerleri (yararlılıkları) Ekonomi Politiğin konusu değildirler.
*
Ancak iki meta vardır ki tam da bunlarım kullanım değerleri ekonomi politiğin konusuna girerler, hatta onun özünü oluştururlar
Bu iki meta, Altın (Para) ve İşgücü’dür
Dikkat edilirse, “Bir Devrimin Eşiğinde” serisi, teknik gelişmelerin bizi işgücünün ortadan kalkışına getirdiği ve bunun sonuçlarının neler olacağı sorunuyla yüz yüze getiriyor, dolasıyla da sosyolojinin (Marksizmin) en temel kavramlarına götürüyordu, bu nedenle, insanın ortaya çıkış sürecine, biyolojik ve toplumsal evrimin farkları sorununa yoğunlaşmış, en gerilere gitmiştik. Önümüzdeki yazılarda yavaş yavaş oralardan tekrar zamanımıza döneceğiz
Bitcoin’in Ekonomi Politiği” de bizi, paranın ortaya çıkışına götürüyor, altını para yapan özelliklere götürüyor.
Yani her iki durumda da geleceği daha iyi anlayabilmek için çok gerilere gitmek zorunda kalıyoruz.
Ama bu iki başlık da aslında ekonomi politiğin kullanım değerini konu ettiği iki özel metada ifadesini buluyor: Para ve İşgücü.
*
Para trampadan öteye bir ticaret ve dolayısıyla genel bir eşdeğer ihtiyacının ortaya çıkması sonucu bu ihtiyacı gideren bir kullanım değeridir.
Yani paranın yararlılığı her şeyden önce malların değişimini sağlamasıdır. Hatta bunu şöyle de ifade edebiliriz. Para’da değişim değeri ile kullanım değeri fenafillah mertebesine, (Nirvana’ya) ulaşırlar.
Para olmadan sermaye olmaz, sermaye olmadan da bir artı değer elde edilemez.
Gerek prekapitalist, gerek kapitalist uygarlıkları anlamak için sermaye dolayısıyla da Para olmazsa olmazdır.
Bu nedenle Marks, Kapital’in hemen başında kullanım değeri ve değişim değerini tanımladıktan sonra Para bahsine geçer. Birinci kısmın başlığı “Meta ve Para”dır.
Para başlığı altında da paranın işlevleri, yani yararlılıkları, yani kullanım değerleri ele alınır. Paranın kullanım değerleri, diğer bütün malların kullanım değerlerinden farklı olarak, insanların biyolojik, fiziki veya manevi, gerçek veya fiktif ihtiyaçlardan değil, doğrudan doğruya metaların gerçekleşebilmesinin ihtiyaçlarından doğar. Para olduğu için ürünler metalara dönüşmez, metalar olduğu için para ortaya çıkar.
Meta üretiminin olmadığı, değişimin olmadığı bir toplumda paranın para olarak hiçbir kullanım değeri olmaz.
Böyle bir toplum, iki biçimde var olabilir:
Ya tam bir kıtlık ekonomisinde, bir artı ürünün dolayısıyla değiştirilecek bir ürünün olmaması durumunda. Emek üretkenliğinin son derece düşük olduğu, iş bölümünün bulunmadığı bir toplum olarak. (Neolitik devrim öncesinde avcılık ve toplayıcılıkla yaşanan binlerce yılda toplum böyleydi. Meta olmadığı için para da yoktu.)
Ya da zenginliklerin gürül gürül aktığı, bayrağına “herkese ihtiyacı kadar herkesten yeteneği kadar” diye yazmış; emek üretkenliğinin olağanüstü yükselip, emeğin artık yok olduğu, “emeğin bir geçim aracı değil, birincil yaşamsal gereklilik haline geldiği” bir toplum olarak.
Bugün böyle toplumda değil, ama tam da her şeyin metalaştığı bir kapitalist toplumda yaşıyoruz.
O halde para bu toplumun olmazsa olmazıdır.
*
İşgücü ve paranın, yani ekonomi politik bakımından kullanım değerinin konu olduğu iki metanın fiziksel veya manevi özellikleri ile kullanım değerleri arasındaki ilişki çok farklıdır.
İşgücünün fiziksel veya manevi özellikleri ise, onun kullanım değeri üzerinde hiçbir etkide bulunmazlar. Bir işçinin Kürt mü Türk mü, akıllı mı aptal mı, kadın mı erkek mi, Hristiyan mı Müslüman mı, bi seksiüel mi hetoro seksüel mi, Beşiktaşlı mı Fenerbahçeli mi vs. olduğunun işgücünün kullanım değeri, yani artı değer üretme özelliği üzerinde hiçbir etkisi yoktur.
Ama metaların fiziksel özellikleri onların sadece eşdeğer olarak, yani para (Akçe) olarak kullanılmalarını belirler.
Bu özellikleri Bitcoin’in özellikleriyle karşılaştırmayı gelecek yazıda yapalım.
22 Aralık 2017 Cuma
Demir Küçükaydın
Bloglar:
Video:
Podcast:
İndirilebilir kitaplar:
Bu yazı ilk olarak şurada yayınlandı:

https://steemit.com/tr/@demiraltona/bitcoin-in-ekonomi-politigi-2-kullanim-degeri-ve-bitcoin


[1]  Ekonomi politik, meta ile, [yani] ürünlerin ya bireyler tarafından ya da ilkel topluluklar tarafından birbiriyle değişildikleri anda başlar.” (Friedrich Engels, "Karl Marks'ın Ekonomi Politiğin Eleştirisine Katkı'sı")
[2] "Arzu, ihtiyaç demektir; o, ruhun iştahıdır ve vücut için açlık ne kadar doğalsa, o da o kadar doğaldır. ... (şeylerin) büyük kısmı ruhun ihtiyaçlarını giderdikleri için değere sahiptir." (Nicholas Barbon, "A Discourse on coining the new money lighter. In answer to Mr. Locke's Considerations etc.", London 1696, s. 2 (Zikreden Marks)
[3] Burjuva toplumunda, her insanın alıcı olarak, ansiklopedik meta bilgisine sahip olduğu yolunda ekonomik bir fictio juris [varsayım -ç.] egemendir. (Marks’ın notu)

Hiç yorum yok: