28 Şubat 2017 Salı

Dinlemek İçin - #HAYIR, Emek, Sınıf, Din Ve Marksizm

Dinlemek için - İndirilebilir veya Online dinlenebilir. Okumakya vakit ve imkan bulamayanlar için kullanışlı. 

"Ne var ki, ne Sınıf ve Sınıflar Mücadelesi kavramlarının; ne de Emek kavramının Marksizm’le ilişkisi yoktur. Bunlar Marksizm’in ayırıcı kavramları değildirler; hatta bu kavramlarla Marksizm’i özdeşleştirmek, onu burjuvazinin kabul edeceği hale getirmektir ve anti Marksist bir Marksizm kavrayışıdır.
Neden ve nasıl? Önce bir matematik formül gibi dayandığı mantığı; sonra da bunun çelişkili gibi görünen politik sonuçların çelişkisiz olduğunu görelim. Yani ulusalcıların neden hep Marksist iddialı olduklarını; Kadıköy’ün neden metre kareye en çok Marksist düşen yer olduğunu, bu çelişkili görünenin ardındaki temel metodolojik özdeşliği görelim."


27 Şubat 2017 Pazartesi

#HAYIR’sız Gelişmeler - Kötü Kokular Geliyor

Bu aralar #HAYIR cephesinde iki ay öncesinin moral bozukluğu aşılmış, kendine güven ve Referandumda bir başarı beklentisi yaygınlaşmış bulunuyor.
Bu elbet olumlu bir gelişmedir, ama bu eğilimin bir anda tersine dönme ihtimali ortadan kalkmış değildir. Hele son bazı gelişmeler alarm zillerini çaldırıcıdır.
Bu nedenle, #HAYIR Meclisleri gibi aşağıdan örgütlenmelerin, #HAYIR cephesinin nasıl daha iyi örgütlenebileceği gibi sorunları; yine bu bağlamda karar almanın bir yöntemi olarak OYDAŞMA’yı açıklamaya kısa bir ara vererek, kötü kokular yayan gelişmelere dikkati çekmek gerekiyor.
Er(doğan+genekon) ittifakı iktidarda kalmak için akla gelebilecek ve gelmeyecek her türlü provokasyonu yapmaya; her türlü cinayetleri işlemeye hazırdırlar. Yeter ki, imkân ve hareket alanı bulsunlar. Bunu yapabilecek operasyonel güç ve olanakları var. Onları tek sınırlayan, güç dengeleridir. Bu nedenle, uygun dengeleri bulduğunda referandumdan önce Erdoğan’ın her yolu deneyeceğinden emin olunabilir.

26 Şubat 2017 Pazar

Dinlemek İçin - #HAYIR için Mücadele ve Kürt Özgürlük Hareketine Bir Program ve Strateji Değişikliği Önerisi

(Dinlemek için Okunmuş yazılar. İndirilerek veya online dinlenebilir. Okumak için zamanı olmayanlar için bir çözüm.)
"Stratejinin önemini gösterebilmek için, toplumsal mücadeleler tarihinde son derece önemli ve tayin edici olmuş iki dramatik stratejik değişikliğe kısaca değinelim.
Biri Ekim devrimi öncesinde, Lenin’in Sen Petersburg’ta Finlandiya istasyonuna indiğinde yaptığı strateji değişikliğidir.
Diğeri Abdullah Öcalan’ın CIA-MOSSAD tarafından Türk devletine teslim edildiğinde, İmralı’da yaptığı strateji değişikliğidir.
Her ikisi de olağanüstü zor koşullarda, hatta dayandıkları ve hatta büyük ölçüde kendileri tarafından oluşturulmuş örgütlerin alışılmış ezberlerine karşı ortaya koyulmuştur."

24 Şubat 2017 Cuma

#HAYIR ve Azınlığın Hakkı

Dünkü “#Hayır ve Azınlığın Üç Türü” başlıklı yazımızda, aynı “azınlık” kavramıyla karşılanmasına rağmen, birbirinden mahiyetçe tamamen farklı üç tür azınlık olduğunu; birinci tür azınlığı ortadan kaldırmak için eşitlik; ikinci tür azınlığı ortadan kaldırmak için eşitsizlik gerektiğini göstermiştik.
Üçüncü tür azınlık ise, demokrasi kavramının kendisi tarafından ortaya çıkarılıyordu. Demokrasi, “azınlığın çoğunluğa uymasını ilke olarak kabul eden rejim” ise, tanımı ya da “fıtratı” gereği azınlık demokrasinin olmasza olmazı oluyordu.
Yukarıdaki formülün dayandığı anlayışa dayanarak tersinden formüle edersek, tabiri caiz ise, “demokrasi: azınlıkları ortaya çıkarma rejimidir” bile denebilir.
Burada bir çelişki ortaya çıkar. Demokrasi her şeyden önce bir oylama yapmak, yani azınlık ve çoğunluğu ortaya çıkarmak ise ve kararlar da çoğunluğun kabul ettiği oluyor ise, azınlığın hakkı ve ağırlığı ne olacak? Sıfır mı olacak? Bu sorunlu bir durum değil midir?

23 ŞUBAT 1917 Rusya'da Şubat Devrimi Başlamıştı.

23 ŞUBAT 1917 Rusya'da Şubat Devrimi Başlamıştı.
Başlangıçta kadınlar vardı.
Giderek daha fazla insan yürüyen kadınlara katıldı. Giderek savaşa ve Çara karşı sloganlar yükselmeye başladı.
Ertesi gün 200.000 işçi genel greve gitti.
25 Şubatta Genel Grev.
İşçiler Özyönetim organları olan Sovyetleri, (Şuralar, Meclisler) kurmaya başladı.
Çar göstericilere ateş emri verdi. Onlarca kişi öldü.
Gösteriler artarak devam etti.
Tekrar ateş emrine ise askerler uymadı ve isyan edip halka katıldılar.
Kritik noktaları ele geçirdiler.
İşte o devrim böyle başladı.
İkili bir iktidar oluştu.
Bir yanda Sovyetler, Bir yanda eski parlamento (Duma).

23 Şubat 2017 Perşembe

dinlemek İçin - #HAYIR Diyenler Ve PKK’nın Tavrı

Sesli olarak dinlemek için. İndirilebilir veya online olarak dinlenebilir.

#HAYIR ve Azınlığın Üç Türü

Dün Demokrasi’nin hukukun geçerli olup olmaması (çünkü pek ala bir diktatörlük de hukuka dayanabilir) ve azınlık-çoğunluk ilişkisi olarak tanımlanmasının yanlışlığına değinmiştik.
Elbet, bir teknik olarak veya hukuki olarak demokrasinin “azınlığın çoğunluğa uyması ilkesine dayanan rejim” olarak tanımlanabileceği; ama bu genel biçimiyle demokrasinin her türlü ırkçı ve faşist görülerle de uyuşabileceği; bu anlamda demokratların özel bir demokrasiden yana; haklar konusunda çoğunluğun karar alma hakkının olmadığı bir demokrasiden yana olmaları gerektiği ve böyle bir demokrasi tanımına dayanmaları gerektiğini kısaca ele almıştık.
Soruna böyle yaklaşmamanın, mantık sonuçlarına gittiğinde demokrasinin reddine varacağı yani kendi bindiği dalı kesme sonucuna varacağını göstermeye çalışmıştık.
Şimdi şu soruya gelelim. Teknik olarak, genel olarak ya da hukuki olarak demokrasi, “azınlığın çoğunluğa uyması ilkesini kabul” olarak da tanımlanabileceğinden; bu çoğunluk-azınlık ilişkisinde “çoğunluğun diktatörlüğü” nasıl engellenebilir?

22 Şubat 2017 Çarşamba

#HAYIR Cephesi ve Erdoğan’ın Antidemokratik Demokrasi Anlayışı

6 Haziran 2013 tarihinde, yani Gezi’nin ilk haftasında yazdığımız “Erdoğan’ın Anti-Demokratik Demokrasi Anlayışı, Azınlıklar ve Ulusçuluk” başlıklı yazıda şunları diyerek başlamışız söze:
Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasi anlayışı, sadece içeriği bakımından anti demokratik değildir; demokrasi anlayışı bakımından da anti demokratiktir. Erdoğan’ın anlayışını eleştirmek isteyenler de maalesef demokrasi hakkında demokratik bir anlayışa sahip değildirler. Demokrasi hakkındaki anti demokratik anlayış, genel olarak demokrasinin anti demokratik bir sistemle uyuşabileceği gerçeğini kabul etmez ya da görmezden gelir. Çoğunluğun anti demokratik olabileceğini kabul etmez veya varsaymaz.
Hâlbuki, demokratik demokrasi anlayışı, demokrasiyi sadece azınlık ve çoğunluk ilişkisiyle tanımlamaz, haklarla tanımlar; hakların ne olduğunu tartışır; hakları azınlık ve çoğunluğun karaları dışına koyar.

Sesli okunmuş versiyon - Nemrut Ve Firavundan Erdoğan’a; İbrahim Ve Musa’dan #HAYIR

Sesli okuma dosyası. Online olarak da, indirilip sonra da dinlenebilir.


21 Şubat 2017 Salı

Demokrasi ve Özgürlük Niçin Bir Arada Bulunamaz?



Bu referandum bir yandan çoğunluk azınlık; bir yandan kararların kimler tarafından nasıl alınabileceği; haklar üzerine karar alınıp alınamayacağı gibi konuları gündeme taşımış bulunuyor. Bütün bu konular aslında Demokrasi başlığı altında toplanabilir.
Acil olarak #HAYIR dense, çoğunluğu kazansa ve diktatörlük bir yenilgiye uğratılsa bile, demokratik bir toplumun kurulması demokrasinin demokratik bir anlayışının toplumda genel kabul görmesiyle mümkün olabilir.
Bu nedenle bu #HAYIR çalışmaları bağlamında demokrasi konusundaki kavram kargaşasına bir ölçüde olsun son verebilmek için bir seri yazılar yazmak gerekecektir.
Bu nedenle, önce Demokrasi’nin Politik (Hukuki) ve Sosyolojik anlamlarını ayırıp, bu konuda bir temel açıklık getirmek önemlidir. Bu temel olmadan demokrasi üzerine her söz havada kalmaya mahkumdur.

Dinlemek İçin Yazılar - “Terörist”,- “Terör Örgütü”, “Terörist Başı”, “FETÖ” Gibi Kavramların Bir Terör Aracı Olarak Kullanımı

Yazıların okunmuş ve sesli olarak dinlenebilir versiyonları. İndirilerek veya online olarak dinlenebilir.


20 Şubat 2017 Pazartesi

Çok Önemli - Kılıçdaroğlu, Erdoğan ve Bahçeli’nin Gizli Buluşması

MardinNusaybinKuruköy - Xerabê Bava
Kuruköy, Kuruköy, Kuruköy, Kuruköy, Kuruköy (Xerabê Bava)
*
Böyle bir buluşma oldu mu, var mı, yok mu bilmem.
Zaten politika gizli sırları açığa çıkararak yapılmaz.
Gören göz için her şey apaçıktır.
Yukarıda isimleri sıralanan zevatın, bu memleketin Kürt yurttaşlarının yaşama hakkına, en temel haklarına yapılan saldırılar karşısında bir ölüm suskunluğuyla ittifak ettiklerini görmek için buluşup buluşmadıklarının önemi yoktur.
Aynı suskunlukta buluşuyorlar zaten.
*
Bir cinayet işleniyor sesiniz kısılmış, kimseye bir şey duyuramıyorsunuz.
“Yüreklerin kulakları sağır,
Bağır bağır bağırıyorum”
demiş şair.
Ne mutlu ona ki, bağırabiliyormuş. Bağıramıyoruz bile. Sesimiz kısılmış, ağımız bağlanmış.

19 Şubat 2017 Pazar

#HAYIR, Emek, Sınıf, Din ve Marksizm

Marksizm denince hemen herkesin aklına “Emek”, “Sınıf” ve “Sınıf Mücadelesi” kavramları gelir.
“Emek” toplumun maddi ekonomik temelinin gidişini açıklayan en temel kavram; “Sınıf” ve “Sınıflar mücadelesi” de tarihin ve toplumun temel hareket yasasını açıklayan Marksizm’in temel kavramları olarak kabul edilir.
Marksizm’le özdeşleşmiş “Komünist Manifesto”nun ilk satırları, “Bugüne kadarki tüm toplum tarihi, sınıf mücadeleleri tarihidir. Özgür ile köle, patrisyen ile pleb, senyör ile serf, lonca ustası ile çırak, kısacası, ezen ile ezilen, birbiriyle sürekli bir karşıtlık içinde bulunmuş, birbirine karşı gizli ya da açık kesintisiz bir mücadele sürdürmüş, bu mücadele ya tüm toplum yapısının devrimci bir dönüşümüyle, ya da mücadele eden sınıfların hep birlikte çöküşüyle sonuçlanmıştır.” diye başladığı için, Marksistler de, Marksist olmayanlar ve Marksizm’in düşmanları da, Tarih’i Sınıflar ve Sınıf Mücadeleleriyle açıklamanın, “Sınıf” ve “Sınıf Mücadelesi” kavramlarına dayanmanın Marksizm olduğunu düşünmüşler ve savunmuşlardır.

17 Şubat 2017 Cuma

#HAYIR Meclislerinden #HAYIR’lı Haberler

#HAYIR için mücadelede her örgütlü yapının kendine has yoğurt yiyişi ile kendi çalışmaları var. Bu nedenle, #HAYIR cephesindeki örgütlerin çalışmalarını burada zikretmeye gerek görmüyoruz.
 Bizi esas ilgilendiren ve heyecanlandıran ise, örgütlerde yer almayanların; yer alsalar bile #HAYIR meclislerinin kuruluş ve örgütlenme çalışmaları içinde bir yurttaş, bir birey olarak yer alanların başlattıkları #HAYIR girişimleri.
Örgütlerin kurdukları meclislerin ve girişimlerin ufuk açıcı olduğunu düşünmüyoruz. Çünkü onların temel özelliği, örgütü bir kesimin denetiminde ve kontrolünde örgütsüz ve atomlarına ayrılmış bireylerin “çelik çekirdeğin etrafındaki bir demokratik kitle örgütü” gibi görülmeleri ve fiilen öyle örgütlenmeleridir.

16 Şubat 2017 Perşembe

#HAYIR için Mücadele ve Kürt Özgürlük Hareketine Bir Program ve Strateji Değişikliği Önerisi

#HAYIR için mücadele ederken, bir yandan da yakın bir zamanda önümüze çıkması muhtemel devasa tarihsel görevlere hazırlanmak için de biraz temel, genel ve teorik sorunlara girmek gerekiyor. Yarın bu sorunlar ansızın karşımıza dikildiğinde hazırlıksız yakalanmamak için.
Politikada da Askerlikte olduğu gibi, stratejinin hayati önemi vardır.
Stratejik bir yanlış, taktik düzeydeki “doğru” hamlelerle kapatılamaz. Doğru bir strateji topsuz oyun gibidir. Topun geleceği yeri önceden görmek ve orada yer almaktır.
Tıpkı Adorno’nun “Yanlış bir hayat doğru yaşanmaz” deyişinde olduğu gibi, yanlış bir stratejiyle doğru taktikler uygulanamaz. En doğru taktikler bile, yanlış stratejinin araçları haline gelirler.
Ama doğru bir stratejiniz varsa, yanlışlarınız bile doğru bir strateji içindeki yanlışlar olarak kalır ve düzeltilebilmeleri olanağı ortaya çıkmaz.

15 Şubat 2017 Çarşamba

#HAYIR Diyenler ve PKK’nın Tavrı

PKK’nın tavrının sorunun özünü yakaladığını daha iyi görmek için, önce kısaca #HAYIR diyenlerin şu anki durumuna kısaca bakalım.
İlk #HAYIR yazılarını bir ay önce yazmaya başladığımızda tam bir yılgınlık ve umutsuzluk atmosferi egemendi.
Bu atmosfer içinde, bu atmosfere uygun ve toparlanmayı sağlayacak bir stratejinin, ancak, temel yurttaşlık haklarına dayanan, sessiz, pankartsız, son derece basit ve sade, ama aynı zamanda birbirine karşı en zıt güçleri bile bir arada tutabilecek, her gün aynı yerde ve aynı saatte bulunmaya dayanan bir kitlesel pasif direniş olduğunu söylüyor ve öneriyorduk.
Ama bunun için de öncelikle bütün medyanın iktidarın kontrolünde olduğu verisinden hareketle, sosyal medya ve internet aracılığıyla başlanabileceğini; bunun #HAYIR’cıların birbirini bulmasını sağlayacağını; böyle bir sanal hareketin gerçek hayattaki bir hareket için başlatıcı olabileceğini söylüyor ve bu yönde bizzat bir şeyler yapmaya çalışıyorduk.

14 Şubat 2017 Salı

Sesli Okuma - İndirmek ve dinlemek için - #HAYIR girişimlerinin Örgütlenme Sorunları

#HAYIR’ın Kaderi ve Suriye

Olaylara kurbağa perspektifinden de kartal veya kuş perspektifinden de bakılabilir. Olayların genel gidiş yönü hakkında belli bir fikir sahibi olabilmek için, olabildiğince uzaktan ve yukarıdan bakıp olabildiğince geniş bir alanı görmek hayati önemdedir. Yani diğer bir deyişle, ağaçlardan ormanı göremez durumda olmamak gerekir.
Yukarıdan ve uzaktan bakış zaman ve mekân (temporal ve lokal) boyutlarda olur.
Biri (lokal), dünya çapında bakmakla olur.
Diğeri (temporal), toplum tarihinin binlerce yılından bakmakla olur.
Bu nedenle tarih ve tarihin genel eğilim ve yasalarını bilmek stratejik bir bakış açısı için hayati önemdedir.

13 Şubat 2017 Pazartesi

#HAYIR Cephesi ve Boykotçular - Dinlemek için sesli okuma dosyası

Daha önce yazılmış ve yayınlanmış Hayır cephesi ve Boykotçular adlı yazımızın Audio versiyonu. Online olarak veya indirilerek dinlenebilir. Görme özürlü olanlar adreslerini bildirirlerse bu sesli okuma versiyonları direk adreslerine yollanabilir.

Nemrut ve Firavundan Erdoğan’a; İbrahim ve Musa’dan #HAYIR Diyenlere

Tek tanrılı dinlerin kutsal kitapları, yazıya geçirildikleri uzun süredeki çatışmaların damgasını yemiş biçimde anlatsalar ve bunun zorunlu çelişkilerini taşısalar da, Dicle-Fırat (Mezopotamya) ve Nil Nehri boylarındaki ilk uygarlıkların tarihlerinin geniş kitlelerin bilincinde ve hafızasındaki tortusunun yazıya geçmiş hali sayılabilirler.
İlk kez uygarlığa bu nehirlerin boylarında geçilmiştir.
Uygarlığın keşif beratını elinde bulundurduğu tek alet, yani Devlet, yani çalışanların artı ürününe zorla el koyan mekanizma ve bu mekanizmadaki imtiyazlılar kastı, ilk kez buralarda ortaya çıkmıştır.
Üretken halk öylesine örgütsüz; devlet öylesine büyük ve merkezi, istek ve dayatmalarına (keyfiliğine) karşı durulamaz bir güçtür ki, bu gücü ele geçirenler bir süre sonra kendileri bu güç tarafından ele geçirilirler. Fetih edenler fetih ettikleri tarafından fetih edilirler. Nemrutlaşma ve firavunlaşma bu dönüşümlerin, bu metamorfozların, bu karşı devrimlerin ta kendisidir.

12 Şubat 2017 Pazar

İndirmek İçin kitap - Öcalan’ın Kaçırılışı ve “15 Şubat komplosu” Üzerine Yazılar

İndirmek için kitap. Şu linki tıklayınız:
https://yadi.sk/d/VvB0cnqH3DvNgN
Birkaç gün sonra "15 Şubat komplosu"nun yıl dönümü. O dönemde günü gününe ve hatta zaman zaman saati saatine yazılar yazarak hem durumu çözümlemeye, hem kürt hareketine destek olmaya hem de eleştiri ve öngörülerimizle yol gösterici olmaya çalışıyorduk.
O zamanlar herkes PKK'nın bittiği, Öcalan'ın teslim olduğu gibi görüşleri savunuyordu ve olaylar da görünüşte bu gibi yargıları doğrular gibi görünüyordu.
Biz ise tam aksine, Öcalan'ın çok önemli bir stratejik dönüş yaptığını belirtiyorduk.
Aradan bunca zaman geçti ve yazdıklarımızın büyük ölçüde doğrulandığı görüldü diyebiliriz.
Bu yazılar aynı zamanda Marksist metodun kullanımının bir denemesi, bir sağlamasıydı.
Marks ve Engels de (lenin, Troçki, Kıvılcımlı gibiler de) metotlarını sadece Tarihte değil (Ailenin kökeni, Köylüler Savaşı); aynı zamanda yaşadıkları zaman dilimlerindeki olayları açıklamakta da kullanarak (örneğin, Fransa'da iç Savaş, Napolyon'un Darbesi), onu tabiri caiz ise, deneyle kontrol etmişlerdir sık sık.
Bu geleneğin devamı gibi de görülebilir bu yazılar.

11 Şubat 2017 Cumartesi

“Terörist”, “Terör Örgütü”, “Terörist Başı”, “FETÖ” Gibi Kavramların Bir Terör Aracı Olarak Kullanımı

“Terör” sözcüğünün anlamı, yıldırma, korkutmadır. Bir eylemin adıdır.
Ancak bizler onu bu nötr (tarafsız) korkutma yıldırma anlamıyla kullanmayız. Kullandığımız takdirde tamamen saçma görünecek sonuçlar görülür.
Çocuğu yanlış bir şey yapıp kendine zarar vermesin diye onu örneğin “orada öcüler var, sonra seni yerler oradan uzak dur” diyen anne bir “terör” eylemi, (Korkutma, yıldırma) eylemi yapmaktadır. Çocuğunu sözle korkutmakta, yıldırmaktadır. O anne, kelimenin gerçek anlamıyla teröristtir.
“Bunu yapmayın, yoksa cehennemde şöyle yanarsınız” diyen din adamı, cemaati korkutmakta, yıldırmakta, yani bir terör eylemi yapmaktadır. Kelimenin gerçek anlamında bir teröristtir.

#HAYIR Girişimleri Kurulurken - Ses Dosyası

Kadıköy #HAYIR girişiminin kuruluşu vesilesiyle #HAYIR girişim ya da meclislerinin örgütlenmesinin sorunları ele alınıyor ve öneriler yapılıyor.

10 Şubat 2017 Cuma

Barış İçin Akademisyenler, KHK Kurbanları, OHAL Kurbanları Ne Yapmalı?

Bugün en azından 15 Temmuzdan beri, ister “Darbeci”, ister “Fetöcü”, ister “PKK destekçisi”, ister “Terörist” vs. gibi gerekçelerle işinden atılmış, tutuklanmış,  malına mülküne el koyulmuş, aileleri ve yakınlarıyla birlikte milyonlara varan yurttaş eşi görülmemiş bir mağduriyet yaşıyor.
Ama kimse bu mağduriyet yaşayanların bir araya gelmesi ve birlikte mücadeleye girmesi üzerine kafa yormuyor. Hatta bizzat bu mağduriyeti yaşayanlar bile. Bunu bizzat Barış İçin Akademisyenler’de bile gözlemek mümkün. Herkes kendi mağduriyeti ile ilgili, tıpkı “Herkesin #HAYIR’ı kendine” anlayışı gibi.
Ama sorun sadece bu kadar da değil. Herkes referandum sonuçlarına odaklı bir bekleme içinde. #HAYIR propagandası ve kampanyaları yapmanın beklememe olduğu sanılıyor. Dolayısıyla temporal olarak referanduma odaklılık, toplumsal muhalefeti felç ediyor ve eğer böyle devam ederse, tam da bu nedenle, her şeyi referandum atına oynama nedeniyle, referandum büyük olasılıkla kaybedilecektir.

Kritik Kütle, Varyasyonlar (Viral Davranış), Schwarm (Sürü)

Aynı başlıklı yazının ses dosyası. Doğrudan da dinlenebilir; indirildikten sonra istendiği zaman da dinlenebilir.
İçinde bulunduğumuz çağda sanal uzaydaki davranışlar ile gerçek uzaydaki davranışların ilişkisi ve karşılıklı etkilerinden hareketle bir kitle hareketinin bunlara dayanarak oluşması olasılığı konu ediliyor.

9 Şubat 2017 Perşembe

#HAYIR’ın Örgütlenmesi İçin Programcılara Çağrı

#HAYIR diyenler, gerçekten kitleselleşmek ve kitlesel bir hareket oluşturmak istiyorlarsa, devletin ve hükümetin internet ve sosyal medya alanındaki kontrolünü aşmak; onun işlevsiz kılmak veya sınırlandırmak için neler yapmak gerektiğine kafa yormalı ve bunu tartışmalıdırlar.
Ne var ki, #HAYIR saflarında yer alan örgütlerin hiç birinin, geniş kitlelerin otonom örgütlenmesi; demokratik ve alternatif  bir ulusun yurttaşları gibi örgütlenmesi diye bir sorunları yok.
Onlar kendi inisiyatifleriyle “Meclis”ler kuruyorlar ve eski örgüt kafasıyla, onları demokratik görünümlü, ama aslında kendilerinin yönlendirdiği yapılar olarak tutmaya özel dikkat ediyorlar. Yani örgütlü bir gücün örgütsüz çoğunluğa bireyler olarak söz ve kararlara katılma hakkı verdiği; ama tüm örgütlerin her biri özgür örgütlü veya örgütsüz bireyleri, eşit koşullarda yarışarak ve öyle kazanarak ağırlıkları oranında etkili olabilecekleri yapılar oluşturma gibi bir kaygıları yok.

8 Şubat 2017 Çarşamba

Sesli olarak dinlemek için: "#HAYIR’ın Örgütlenmesinde İnternet ve Sosyal Medya..."

"#HAYIR’ın Örgütlenmesinde İnternet ve Sosyal Medya’nın Hükümetin Kontrolü ve Engellemesi Dışında Kullanılabilmesi İçin Somut Bir Öneri" başlıklı yazımız buradan sesli olarak dinlenebilir veya indirilip sonra dinlenebilir.

7 Şubat 2017 Salı

Referandumdan Vazgeçilmesi Olasılığı ve #HAYIR Diyenlerde Rehavet Tehlikesi

Sadece korku değil, cesaret de bulaşıcıdır. Ama sadece korku ve cesaret değil, rehavet de bulaşıcıdır.
#HAYIR diyenlerin son bir ay içinde yenilgi ve sinmişlik psikolojisini üzerlerinden atarak, önce sosyal medyada ve sonra da gerçek hayatta daha görünür ve cesur olmaları dengeleri değiştirmeye başladı ve bunu elbet AKP ve Erdoğan’ın duyargaları (Anket şirketleri başta olmak üzere örgütten gelen diğer yankılar) tespit etmekte gecikmedi.
Bunun üzerine önce yangından mal kaçırırcasına Meclis’ten geçirilen değişiklik bekletilmeye başlandı.
Şimdi de RTE bekletiyor ve o kanattan, “yol yakınken geri dönülsün, referandumdan vazgeçilsin” türünden yazılar çıkmaya başladı.

6 Şubat 2017 Pazartesi

#HAYIR Girişimlerinin Örgütlenme Sorunları – Bilimsel ve Politik Tartışma ve Karar Almanın Farklı Özleri ve Yapıları

Gezi’nin ve orada oluşan forum ve dayanışmaların geride hiçbir görünür birikim bırakmadan dağılışlarının temel nedenlerinden biri bilimsel ve politik tartışmaların temelden farklı özelliklerini dikkate almamalarıydı.
Politik bir hareket olarak, bilimsel bir toplantının yöntem ve araçlarıyla bir sonuca ulaşmaya çalışıyorlardı. Bu da onların örgütlenmesini ve karar almasını olanaksız kılıyordu.
Gezi üzerine sonradan yazılan literatür okunduğunda Gezi’nin bu temel zaafı üzerine neredeyse hiçbir eleştiri ve gönderme bulunamaz. Bütün Gezi literatürü Gezicilerin Gezi’ye bir övgüsünden başka bir şey değildir. Bu da aslında Gezi’nin öldüğü gerçeğinin bir görünümüdür. Çünkü canlı bir hareket kendisine övgü düzmez, kendi açmazlarını, sınırlılıklarını, yanlışlarını gündeme alıp tartışmaya ve onları aşmaya çalışır. Gezi başından beri kendine hayran Narsist bir hareket olarak kaldı.

5 Şubat 2017 Pazar

#HAYIR Cephesi ve Boykotçular

#HAYIR cephesinde yer alabileceği veya alması gerektiği düşünülenler arasında bir de “boykotçular” var.
Elbet bir evetçinin “boykotçu” olması veya sandığa gitmemesi iyidir. Bu 7 Haziran’da olduğu gibi Erdoğan’ın ikinci bir ciddi yenilgi almasını sağlayabilir. 7 Haziran zaferi bizlerin bütün güçleri harekete geçirebilmemiz kadar Erdoğan’ın bütün güçleri harekete geçirememesinin de sonucuydu. Muhtemelen bu Referandum’da da hangi cephenin tüm rezervlerini aktive edip cepheye sürebileceği sonucu belirleyici olacaktır.
(#HAYIR cephesinde yılgınlık ve dağınıklık bulutları dağılır gibi oluyor. Hatta daha şimdiden çok tehlikeli bir rehavetin izleri bile görülüyor. Referandum’a kadar en küçük bir rehavete kapılmamak bu işin olmazsa olmazı.)

4 Şubat 2017 Cumartesi

#HAYIR Girişimleri Kurulurken

Bugünkü yazı #HAYIR üzerine pratik girişimleri duyurmak ve tanıtmak üzerine olsun. Ne de olsa yazılar gerek e-grupları, gerek doğrudan mailler, gerek sosyal medya, gerek blog, gerek gelen yazıları kendisi paylaşanlar üzerinden on binlerce kişiye ulaşıyor. Bütün medya kanallarının iktidarın tekelinde olduğu; örgütlü yapıların da kendilerinin dışındaki dünyayla pek ilişkilerinin olmadığı bir ortamda bu olanaklar posta güvercini veya megafon işlevi de görebilirler.

1 Şubat 2017 Çarşamba

#HAYIR’ın Örgütlenmesinde İnternet ve Sosyal Medya’nın Hükümetin Kontrolü ve Engellemesi Dışında Kullanılabilmesi İçin Somut Bir Öneri

#HAYIR diyenler iki sorunla karşı karşıya.
Neredeyse bütün medya iktidarın kontrolünde bir bilgi ve haber akışı nasıl sağlanabilir?
İktidar her türlü örgütlenmeyi fiilen olanaksız hale getirmekte; en temel haklar bile kullanılamamaktadır, bu fiilen nasıl aşılabilir?
Bu ikincisine yönelik olarak önerimizi defalarca yazdık. Temel haklar alanında kalarak, hiçbir pankart, bayrak olmadan, hiçbir slogan atmadan, sadece #HAYIR yazılı olarak her gün aynı saatlerde aynı yerlerde BULUNMAK. “Bulunmak” sözcüğü bilinçli olarak seçilmiştir. Yani orada oturabilir, yürüyebilir, dolaşabilir, durabilir, sohbet edebilir, etrafa bakabilirsiniz. Bunların hiç biri gösteri ve yürüyüş alanına girmez hukuken. Tesadüfen de milyonlarca insan her gün, aynı yerlerde aynı saatlerde “Bulunabilir”. Evet, birbirimizi belli yerlerde ve zamanlarda bulunarak bulabiliriz. Her gün aynı saatlerde aynı yerlerde bulunarak birbirimizi bulalım.

Kadıköy #HAYIR Forumu Değerlendirmesi - Gezi’den #Hayır’a (Audi - sesli versiyon)

Burada yazımızın sesle okunmuş versiyonu var. Podcast olarak dinlenebilir. Ayrıca offline dinlemek için indirilebilir ve sonra da dinlenebilir. Yazıları uzun bulanlar veya okumak için zaman bulamayanlar için bu çözümü deniyoruz. Bundan sonra yazıların sesle okunmuş versiyonlarını böyle paylaşacağız

Temel kuvvetler, Yıldızların Oluşumu ve #HAYIR diyenler - (Dinlemek için okunmuş biçim)

Burada yazımızın sesle okunmuş versiyonu var. Podcast olarak dinlenebilir. Ayrıca offline dinlemek için indirilebilir ve sonra da dinlenebilir. Yazıları uzun bulanlar veya okumak için zaman bulamayanlar için bu çözümü deniyoruz. Bundan sonra yazıların sesle okunmuş versiyonlarını böyle paylaşacağız.

Evet, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Ülke”yi Demokratlar ve Sosyalistler Savunmalı

“ Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek ülke ” sloganı aslında sosyalistlerin ve gerçek demokratların savunması gereken bir slogandır. ...