30 Aralık 2014 Salı

Geleceği Geçmişten, Geçmişi Gelecekten Kurtarmak!.. (2000’li Yıllar İçin bir Manifesto)

(Aşağıdaki denemeyi, 2000 yılı arifesinde Lettre International adlı derginin binyıl sonu dolayısıyla tertiplediği “Geleceği geçmişten Kurtarmak? Geçmişi gelecekten kurtarmak?” başlıklı deneme yarışmasını vesile ederek, 150 yıl önce yazılmış Komünist Manifesto’ya bir gönderme olarak veya onu güncelleştirme niyetiyle yazmıştık. Daha sonra bu yazıyı “Denemeler” kitabına da almış ve onun başlığı olarak kullanmıştık. Aradan epey zaman geçti, yazıyı yazdığımızda çocuk olanlar şimdi ergin insanlar oldu ve kitap da artık bulunmuyor. Yılsonu vesilesiyle bu “Manifesto”yu bir kez daha yayınlıyoruz. 2014.12.30)

Evreni sayılar mı yönetiyor yoksa? Bugünkü modern – batı uygarlığının benimsediği takvime göre ikinci bin yılın bitişi, sanki ilahi bir sağduyunun kentleri nehirlerin ortasından geçirmesi gibi, tam da bir tarihsel dönemin bitişine denk geliyor. İnsanlık tarihinde eşi benzeri olmamış bir kırılma çizgisi, bir fay, aynı zamanda, tarihin bütünü göz önüne alındığında pek önemli olmayan on yıllık bir hata payıyla, şiddet ve acıyla dolu yirminci yüzyılın ve ikinci bin yılın bitişiyle çakışıyor.

23 Aralık 2014 Salı

1960’lı Yıllar - Türkiye’de Sosyalist Hareketin Tarihi Üzerine Yazılar ve Tanıklıklar (3)

İlk iki yazıda ( “Türkiye’de Sosyalist Hareketin Tarihini Yazacaklar İçin Tezler” ve “Sosyalistler ve “Sosyalist Hareketin Tarihinin Metodolojisi”) ağırlıkla bu tarihi ele almanın metodolojik sorunları üzerinde durulmuştu. Bu yazıyla birlikte Metodolojik sorunlardan bizzat o tarihe ve o tarihe ilişkin tanıklıklara doğru geçiyoruz. Bu yazıda hem metedoloji, hem tarih, hem de tanıklıklar var.
1960 sonrasındaki tarihi neredeyse bire bir yaşadık da sayılır. Bu nedenle yazdıklarımız ilerde bu tarihi ele alacaklar için bir belge anlamına da sahiptir.
Aşağıdaki yazıyı 1980’lerin başında Niğde hapishanesinde Kıvılcımlı’nın bir eleştirisine önsöz olarak yazmaya başlamıştık. Ancak cezaevindeki sürgünler nedeniyle devam edememiştik. Bu nedenle yarım kalmış bir yazıydı.
Ama yazının yazıldığı tarih ile bugün arasında otuz yılı aşkın zaman geçmiş. Sosyalist harekein tarihi üzerine bu yazı bizzat o tarihe ait bir belge olmuş. Bunca zaman geçince aynı zamanda tezlerinin doğruluğunun bir kanıtı haline de dönüşmüş bir belge.

17 Aralık 2014 Çarşamba

Sosyalistler ve Sosyalist Hareketin Tarihinin Metodolojisi

Bu sempozyumun konusu şöyle tanımlanmış bulunuyor: Tarihi Konuşuyoruz - “Türkiye Devrimci Hareketi 12 Eylül 1980’e Kadar Olan Dönemi Tartışıyor”.
Konu ve konuyu ele alacak olan Öznenin bu tür bir tanımlanması, her şeyden önce Konu ve Özne ilişkisinin sorunlarını genel olarak ele almayı gerektirmektedir.
Çünkü Konu bizzat Öznenin kendisidir. Bu da konu ve özne ilişkisine çok özgül bir nitelik kazandırır. Bu bir bakıma; fizik biliminin kendinsin fiziksel bir olay olmadığından fizik biliminin konusu olmaması ama buna karşılık, sosyolojinin konusu aynı zamanda sosyolojik bir olay olduğundan sosyolojinin konusu olması, yani kendi kendisinin konusu ve öznesi olması gibidir.
Bu nedenle, öncelikle bu “Tarihi Konuşma”nın nasıl bir “konuşma” olduğunun netleştirilmesi gerekmektedir. Bunun bazı temel sorunlarına biraz değinelim.

15 Aralık 2014 Pazartesi

Türkiye’de Sosyalist Hareketin Tarihi Üzerine Yazılar ve Tanıklıklar (I)

 (Türkiye’de sosyalist hareketin tarihi üzerine kırk yılı aşkın bir süre boyunca birçok yazı yazdık.
Bunların bir kısmı anı ve tanıklık sınıfına girebilir. Diğer bir kısmı nispeten daha analitik yazılardır. Bir kısmı da bu tarihin ele alınışının metodolojik sorunları üzerinedir.
Tabii yazıların çoğunda bu üç özellik bir arada ve iç içe geçmiş olarak da bulunmaktadır.
Elbet, özellikle 2005’te din ve ulus sorunlarını Marksist bir açıklamasını yaptıktan sonraki görüşlerimiz ışığında eskiden yazdığımız birçok yazı bize eski ve aşılmış gelmektedir. Bugün yazsak çok başka yazardık.
Ama bu eskilik ya da aşılmışlık bizim bugün bulunduğumuz teorik ve metodolojik yer bakımındandır. Yoksa okunduğunda hemen görüleceği gibi, Türkiye veya dünyadaki sosyalistlerin çoğu, bu “eski” ve “aşılmış” yazılardaki kavramsal araçların ve metodolojinin  kıyısına bile yaklaşamamaktadır.

10 Aralık 2014 Çarşamba

Rasih Nuri İleri’nin Ardından

Bugün, birkaç saat sonra Rasih Nuri İleri’nin cenazesi var. Cenazeye gidecek yerde bilgisayarın başına oturup bu yazıyı yazmak daha anlamlı bir veda olur. Hem de bir “vasiyet”i yerine getirilmiş olur.
*
Cenazeye gitmememin birinci nedeni, cenazesinin muhtemelen ulusalcıların bir gösterisine dönüşme olasılığıdır. Çünkü Rasih Nuri İleri daha şimdiden, ölümüne ilişkin haberlerde bile bir ulusalcıya dönüşmüş bulunuyor.
Google’a girip de Rasih Nuri’nin adı yazılınca Cumhuriyet, Oda TV, Sol Haber Portalı, Ulusal Kanal ilk öne çıkanlar. Aydemir Güler, Aslan Kılıç, Şenol Çarık gibi isimlerin yazdıkları ilk görülenler. Yine TKP’den adaylığı; Doğa Perincek’le evindeki bir konuşmanın videosunun bir bölümü de ilk görülenler arasında.
Bu ilk izlenimlerle kolaylıkla onun da bir ulusalcı olduğu bile söylenebilir. Acaba öyle mi? Bunun tam böyle olmadığı, Google’un yanılttığı da zaten bu yazının konusu.

2 Aralık 2014 Salı

Marksizmin Tarihi Derlemesini Sunuş

Bir bilimi öğrenmenin en iyi ve doğru yolu onu tarihsel evrimi içinde öğrenmektir.
Ne var ki Marksizm'in (Tarihsel Maddeciliğin veya Diyalektik Sosyoloji’nin) bir tarihi henüz yazılmamıştır.
Perry Anderson, “Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler” adlı eserine şu cümleyle başlar:
“Marksizmin doğuşundan bu yana yüzyılı aşkın bir zaman geçtiği halde, tarihi hâlâ yazılmayı bekliyor.”
Onun bu satırları yazdığı kitabı “Batı Marksizmi Üzerine Düşünceler”i ve bu kitabı izleyen “Tarihsel Materyalizmin İzinde” adlı eserleri bu tarihi yazmaya bir başlangıç denemesi olarak görülebilirler.
Bildiğimiz kadarıyla bu tarihi yazma yönünde bizim çalışmalarımızdan başka bir girişim bulunmamaktadır.
Biz Perry Anderson’un izinden giderek, onun bilmediği Hikmet Kıvılcımlı üzerinden bu tarihi yazma ve tamamlama çabası yönünde bazı girişimlerde bulunmuştuk.

Evet, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Ülke”yi Demokratlar ve Sosyalistler Savunmalı

“ Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek ülke ” sloganı aslında sosyalistlerin ve gerçek demokratların savunması gereken bir slogandır. ...